ECZACILIK MESLEĞİNDE HASTA ODAKLI KAVRAMLAR

Eczacılık literatüründe son yıllarda belki de en sık duyduğumuz kavramdır “hasta odaklı eczacılık”. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) ile birlikte 2006 yılında hazırladığı raporda eczacılık mesleğinin yeni yüzleri olarak sunulan bu kavramlar klinik eczacılık, farmasötik bakım, iyi eczacılık uygulamaları, kanıta dayalı eczacılık, kronik hasta bakımı, kendi kendine bakım ve farmakovijilans olarak sıralanmıştır. Bu raporda sözü edildiği gibi, eczacılık uygulamaları son 40 yılda ürün odaklı geleneksel rolünden hasta bakımına doğru yönelmiş ve eczacının rolü ilacı hazırlayan ve sunan kişiden hasta bakımında hizmet ve bilgi üreten kişiye doğru evirilmiştir. Bu raporda dikkat çeken önemli noktalardan biri, eczacılık mesleğine olan ihtiyacın sorgulanmaya başlanmasıdır? Rapora göre ilaçların yeni alanlarda ve ne yazık ki eczacı olmayanlar tarafından da satılabildiği, ilaçların büyük bir kısmının ilaç firmaları tarafından üretildiği belirtilmekte ve bu koşullarda “eczacıya halen ihtiyacımız var mı?” sorusu sorulmaktadır. Gerek bu raporda ve gerekse sonraki yıllarda yayımlanan diğer raporlarda eczacının geleneksel rollerinin yanı sıra, bilgi ve becerisiyle hasta merkezli bakımda daha aktif rol alması gerektiğinin altı çizilmiş ve eczacının hastanın yaşam kalitesine yaptığı katkılarla bu mesleğe neden halen ihtiyaç duyulduğunun cevabı verilmiştir.


Hasta odaklı kavramların tarihsel geçmişine baktığımızda, ilk gelişmelerin 50 yıla yakın bir süredir mesleğimizin gündemini oluşturan “klinik eczacılık” ile başladığını görüyoruz. American College of Clinical Pharmacy (ACCP) tarafından eczacılığın icra edildiği her alanda akılcı ilaç kullanımı bilim ve uygulamasıyla ilgilenen eczacılık alanı olarak tanımlanan klinik eczacılık, yine aynı kuruluş tarafından “hastalıkların önlenmesi, iyileştirilmesi ve sağlığın sürdürülmesi için eczacının ilaç tedavisini optimize ederek hasta bakımı sağladığı bir sağlık bilimi” olarak da tanımlanmıştır. Klinik eczacılık, sadece hastanelerde verilen bir hizmet olmayıp, aynı zamanda serbest eczanelerde, bakım evlerinde, evde bakım hizmetleri çerçevesinde, kliniklerde, kısacası ilaç reçetelenen ve kullanılan tüm alanlarda verilebilen bir hizmettir. 1979 yılından beri Avrupa’da klinik eczacılığı tanıtmaya çalışan ve üyesi olarak yaklaşık 20 yıldır yakın işbirliği içinde olduğumuz Avrupa Klinik Eczacılık Derneği (ESCP) de benzer şekilde klinik kelimesinin sadece hastanede verilen hizmetleri kapsamadığını ve hastanın sağlığıyla ilişkili olaylar anlamına geldiğine göre hem hastane eczacılarının hem de serbest eczacıların klinik eczacılık hizmetleri verebileceğini beyan etmiştir.


Bu tür hasta odaklı hizmetlerin sağlık bakım sisteminde maliyeti azalttığı ve terapötik sonuçları ve hasta memnuniyetini arttırdığı, birçok çalışmada gösterilmiştir. The Joint Commission of Pharmacy Practitioners (JCPP), 2015 yılı için eczacılık hizmetlerini değerlendirdiği raporunda, eczacıların ‘en uygun ilaç tedavi sonuçlarına ulaşmak için gerekli hasta bakımını sağlamaktan sorumlu sağlık bakım uzmanı’ olacağını ifade etmektedir. Ayrıca bu vizyonda gelecekte eczacıların çoğunun, ileri hasta bakım hizmeti veren birer klinik eczacı olmasının beklendiği belirtilmiştir. Klinik eczacılar, bilimsel olarak geçerli bilgilere sahip olup bu konuda danışmanlık yapabilmeli, özellikle kanıta dayalı terapötik prensipleri ve rehberleri uygulayabilmeli ve bilimdeki gelişmeleri yakından takip edebilmelidirler. Ayrıca klinik eczacıların bu hizmetleri sunarken diğer sağlık personelliyle işbirliği içerisinde olması da önemlidir.


Hasta odaklı eczacılık uygulamaları içerisinde sıklıkla anılan diğer bir kavram “farmasötik bakım”dır. İlk olarak 1990 yılında Hepler ve Strand tarafından “hastaların yaşam kalitesini artıracak terapötik sonuçlara ulaşılmasında eczacının aldığı mesleki sorumluluk” olarak tanımlanmış olan farmasötik bakım, yine Hepler tarafından 2004 yılında yazılan bir makalede yeniden ele alınmış ve klinik eczacılık ile farmasötik bakımın bir bütün olduğuna vurgu yapılmıştır. Kısacası farmasötik bakımın olabilmesinin şartı olarak klinik eczacılığın gerekliliğinden bahsedilmiştir.


DSÖ ve FIP’in 2011 yılında güncelledikleri “İyi Eczacılık Uygulamaları” Kılavuzunda da eczacının benzer şekilde hasta odaklı rollerine işaret edilmektedir. Bu kılavuzda eczacının 4 ana rolü şu şekilde tanımlanmıştır: Geleneksel roller, etkili bir hastalık tedavi yönetimi, mesleki performansı sürdürmek ve iyileştirmek, halk sağlığının ve sağlık sistemimin iyileştirilmesine katkıda bulunmak. Ülkemizde Eczacılar Ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 6. ve 7. Maddesinde eczacının görev ve yetkileri tanımlanırken hasta odaklı rollerine dikkat çekilmiş, Türkiye Ulusal Eczacılık Eğitimi Programları Akreditasyon Standartları ve Kılavuzlarında da hasta odaklı eğitime ve farmasötik bakımın önemine yer verilmiştir.


Amerika Birleşik Devletleri’nde son 10 yıldır konuşulan bir diğer hasta odaklı kavram “ilaç tedavisi yönetimi” (MTM)’dir. 2004 yılında ABD’deki 11 eczacılık kuruluşunun ortak bir deklarasyonla tanımladıkları bu kavram, bireysel hastalar için terapötik sonuçları optimize eden farklı bir hizmet veya hizmetler grubu olarak kabul edilmektedir. Reçeteli ve reçetesiz ilaçlar, bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri kullanan tüm hastalar, özellikle de ilaçla ilgili sorun yaşadıkları durumlarda ilaç tedavisi yönetimi hizmetlerinden potansiyel olarak yararlanabilme hakkına sahiptirler. MTM hizmet modeli, hastaları ilaçlarının yönetiminde daha aktif rol almaya teşvik etmektedir. Hizmetler, kanıta dayalı yönergelere uygun olarak ilaç kullanımını iyileştirmek için eczacının hekimler ve diğer sağlık uzmanları ile işbirliği içinde çalışma esasına bağlı olarak verilir. İlaç tedavisi yönetimini farklı kılan en önemli unsurlardan biri, hastanın kullandığı tek bir ilaca değil, tüm ilaç tedavisinin toplu değerlendirildiği hasta bakımına odaklanmış olmasıdır. Tanımı ve kapsamı itibariyle farmasötik bakıma benzeyen; ancak eczacının vermekle yükümlü olduğu tüm hasta odaklı hizmetlerin (hasta eğitimi, hastalık yönetimi ve farmasötik bakım) yönetimi olarak kabul edilen MTM hizmetlerinin farmasötik bakım felsefesi tarafından yönlendirildiği kabul edilmektedir.


Klinik eczacılıkla başlayan ve günümüzde ilaç tedavi yönetimine kadar uzanan bu süreçte, adı ne olursa olsun, eczacının hasta odaklı bir çalışma felsefesine sahip olması gerektiği görülmektedir. Eczacının hasta odaklı hizmetler üretebilmesi için hasta tedavisine sistematik yaklaşım aşamalarını bilmesi, hastalıkların patofizyolojisi hakkında bilgi sahibi olması, laboratuvar verilerini yorumlayabilmesi, güncel farmakoterapi ve ilaç bilgisine sahip olması, terapötik ilaç izlemi ve hasta eğitimi yapabilmesi, güvenilir bilgi kaynağına ulaşabilmesi, ilaç kaynaklı sorunları saptayıp önleyebilmesi gerekmektedir. Bu amaçlarla 27 yıl önce Marmara Üniversitesi’nde temelleri atılan ve bugün Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nca uzmanlık eğitimi başlatılan klinik eczacılık, yıllardır dile getirdiğimiz gibi eczacılık mesleğinin vazgeçilmez bir unsuru olmayı sürdürmektedir. Yazımı DS֒nün bundan tam 25 yıl önce Japonya’da yapmış olduğu toplantıda hazırladığı “Eczacının Sağlık Bakım Sistemindeki Rolü” isimli raporundaki önerileriyle bitirmek istiyorum:


- Doktorlar ve eczacılar birlikte çalışmalı, tedavi seçiminde ortak yaklaşım benimsemeli ve eczacının rolü halk sağlığına katkı sağlamak amacıyla doktor ve diğer sağlık çalışanlarına öneride bulunmak şeklinde olmalıdır.


- Eczacılar ilaç kullanan hastaları ve halkı bilgilendirme, onlara öneride bulunma konusunda etkin rol oynamalıdır.


- Eczacılar akılcı ilaç kullanımını arttırmak için disiplinler-arası bir yaklaşımın içinde yer almalıdır.


- Eczacılar hastaları ve toplumu ilaçların istenmeyen etkileri konusunda yeterli bir şekilde bilgilendirmeli, istenmeyen etkileri ve onların sonuçlarını diğer sağlık profesyonelleri ve ilgili otoriteler ile işbirliği içerisinde izlemelidir.


- Eczacılar sağlıklı yaşam şekillerinin geliştirilmesine ve hastalıkların önlenmesine katkıda bulunmanın yanı sıra kan basıncı ve kan şekeri ölçümü gibi izlem aktivitelerinde yer almalıdır.


- Eczacılar uygun ve yeterli hizmetleri sağlayarak evde bakım hizmetleri gibi temel sağlık hizmetleri açısından topluma katkıda bulunmalıdır.


- Eczacılar, aile planlanması, tüberküloz, ishal, cüzzam, sıtma, aşı programları ve AIDS gibi ulusal sağlık programlarında aktif olarak yer almalıdır.


Sonuç olarak, merkezinde hastanın bulunduğu eczacılık uygulamalarını yapabilmek için hasta odaklı eğitim programlarına ve uygulamalarına ağırlık verilmesi, eczacının klinik bilgi ve becerilerinin artırılması gerekir.


Kaynakça


1. Developing Pharmacy Practice, A Focus on Patient care. WHO/PSM/PAR/ 2006.5

2. GPP Guidelines, FIP/WHO, 2011

3. http://www.accp.com/about/clinicalPharmacyDefined.aspx Erişim tarihi: 22/02/2014

4. Aypar E, Sancar M, İzzettin FV. (2014) Eczacılıkta yeni dönem: Klinik eczacılık ve sağlık sistemindeki yeri. SD Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 2014, 30:48-51.

5. http://www.escpweb.org/cms/Clinical_pharmacy Erişim tarihi:22/02/2014

6. Hepler C.D., Strand L.M. Opportunities and Responsibilities in Pharmaceutical Care. Am J Hosp Pharm. 1990:47:533-43.

7. Hepler C.D.Clinical pharmacy, pharmaceutical care, and the quality of drug therapy. Review Pharmacotherapy. 2004:24:1491-8..

8. http://www.eczak.org/wp-content/uploads/2013/12/Oz-Degerlendirme-Raporu-Hazirlama-Kilavuzu.pdf

9. Medication Therapy Management in Pharmacy Practice: Core Elements of an MTM Service Model, Version 2, 2008.

10. McGivney MS et al. Medication therapy management: Its relationship to patient counseling, disease management, and pharmaceutical care. Am Pharm Assoc. 2007;47:620–628.

11. The Role of The Pharmacist in The Health Care System. Report of a WHO Meeting, Tokyo, Japan, 1993