Dehidrasyon

Su, insan vücudunu meydana getiren en önemli yapıtaşlarından biridir ve ortalama yetişkin bir insanın vücut ağırlığının yaklaşık %60’lık kısmı sudan oluşmaktadır. İnsan, besin almadan haftalarca canlılığını sürdürmesine karşın, susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Bunun nedeni ise, insani bütün biyokimyasal ve fizyolojik fonksiyonların vücudun sıvı dengesine bağlı olmasıdır. Bu yüzden vücudumuzdaki su dengesi çok önemlidir.


Şeker hastalığı, idrar söktürücü kullanımı, ishal, spor sonucu terleme, çay, kahve, alkol tüketimi, su içmede azalma gibi etkenler ile dehidrasyon adını verdiğimiz su kaybıyla vücudun sıvı dengesi bozulmaktadır. Vücut dehidrasyona girdiğinde kandaki çözücü madde olan su azalmaktadır ve bu da kanın damar içerisindeki hacminin azalması anlamına gelir. Damarlarda boşluk kalmaması için vücut koruma mekanizması geliştirir ve damarları daraltır. Bunun sonucu kalp hücrelere kanı ulaştırabilmesi için daha basınçla atacaktır. Aynı şekilde her nefes alıp verişimizde akciğerlerimizden verdiğimiz hava ile birlikte vücut su kaybetmektedir. Akciğerlerdeki hava kesecikleri nemli kalabilmek için suya ihtiyaç duymaktadırlar. Dehidrasyona giren vücutta akciğerlerdeki hava kanallarını daraltarak su kaybını engellemeye çalışır. Bu durumlar sırasıyla hipertansiyon ve astım ile sonuçlanacaktır.


Durumun ciddiyetini 3 üniversiteli güreşçinin ölümü ile sonuçlanan şu trajik vaka ile açıklayabiliriz . Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (ABD’de), güreşçilerin ölüm nedeni olarak açlık ve dehidrasyon uygulamaları sonucu %15’lik vücut ağırlık kaybına uğramaları olduğunu belirtmiştir. Vücutta su dengesinin korunmasında su dışında sodyum, kalsiyum, klor gibi belli başlı elektrolitler de görev almaktadır. Bu yüzden elektrolit değerlerinin korunması da insan sağlığı için önemlidir.


Riskleri bu kadar hayati öneme sahipken Dehidrasyonu önlemenin basit yolları vardır. Koşuya çıkan bir birey saatte ortalama 1,77 litre su kaybedecektir. Fiziksel aktivite esnasında beynimiz susama hissini bastırabilir bu nedenle susuzluk hali fark edilmeyebilir. Bu durumun sonucunda oluşacak dehidrasyonun önüne geçmek için susuzluk hissi beklenilmeden aktivite süresince ve sonrasında düzenli olarak sıvı alımı yapılmalıdır. Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM), egzersizden önceki 2 saatte en az 500 ml sıvı tüketiminin optimal hidrasyonun sağlanması için gereken sıvıyı sağladığını ve idrar yoluyla fazla sıvının dışarı atılımına fırsat verdiğini ortaya koymuştur. Fiziksel aktivite süresince yakılan karbonhidrat ve yağlar vücutta ısı artışına neden olur. Artan ısı sonucunda kılcal damarlar genişler ve bu ısı terlemeyle vücuttan atılır. Rüzgâr gibi etkenler deri üzerindeki ter sıvısının birikmeden buharlaşmasını sağlar. Bu da cildimizde kuruluğa ve bu kurumaya bağlı olarak derimizde çatlaklara neden olabilir. Bu durumu engellemek için nemlendirici kremler, destekleyici olarak kullanılabilir.


Spor sonrası oluşan dehidrasyonun önüne geçmek için kaybedilen suyun rehidrasyonu kadar, sodyum, klor, potasyum gibi kaybedilen elektrolitlerin yerine konması da son derece önemlidir. Kaybedilen elektrolitlerin kazanımı; soda, mineralli su veya alkali suyla yapılabilir.


Biz eczacılar olarak; yukarıda tıbbi gerekçeleri örnekleriyle birlikte izah etmeye çalıştığımız üzere sağlıklı bir bireyin günde kilogram başına ortalama 30-35 ml su içmesini ;çay, kahve, alkol vb. ürünler tüketildiğinde ise tüketilen sıvı miktarının 2 katı kadar su içmesini öneriyoruz.


KAYNAKÇA


1) Finn, J. P., & Wood, R. J. (2004). Incidence of pre-game dehydration in athletes competing at an international event in dry tropical conditions. Nutr diet, 61(4), p.222


2) Oppliger, R.A., Bartok, C. “Hydration Testing of Athletes”, Sports Med, 32 ( 15 ) 952- 971, 2002.


3) Dunford M, Doyle JA. Water and electrolytes. Nutrition for sport and exercise, 3rd ed., China: CENGAGE Learning, 2015; 240-253.


4) Duvillard SP, Braun WA, Markofski M, Beneke R, Leithauser R. Fluids and hydration in prolonged endurance performance. Nutrition 2004; 20(7):651-656.